Her şirketin isteği kurulduğu günden itibaren varlığını sürdürebilmek ve yaşam süresini olabildiğince uzatmaktır. Sahibi için manevi veya maddi beklentilerden de daha derinlerde olan bu arzu, aslında her çalışanın da şirkette bulunabilme nedenidir. Gün sonunda her birimizden beklenen şey bir ürün/hizmet üretmek, müşteri ile ilgilenmek, satış yapmak, çalışanları yönetmek, malzeme satın almak, kaliteyi artırmak veya başka herhangi bir iş yapmaktan ziyade aslında şirketin varlığını sürdürebilmesine katkı sağlamaktır.
Gün içerisinde ürettiğimiz çıktıları iş, ürün veya paradan ziyade şirketin geleceğine katkı sağlamak için atılan bir adım olarak değerlendirdiğimizde bazı doğru bilinen yanlışları görmeye başlayabiliriz. Öyle ki, eğer konu sadece iş üretmek ve bu sayede başarılı olmak olsaydı “iyi iş ortaya çıkarmak” tek başına yeterli olmalıydı. Ancak, şirketler için her zaman en doğru olan şey iyi işi ortaya çıkarmak değildir. Bu konuyu daha fazla açmadan önce “iyi iş” kavramı ile anlatmak istediğimizi açıklayalım. İyi iş, sade bir tanım ile şirkete para kazandıran çıktılardır. Bu çıktı bir satış yapmak, ürün üretmek, müşteri bağlamak ya da satın alırken maliyetleri azaltmak ve daha fazlası olabilir. Peki, her biri bir şirketin isteyebileceği çıktılar olan bu işler nasıl olurda her zaman şirketin yararına olmayabilir? Bu sorunun cevabını yönetim danışmanlığı kapsamında gözlemleme fırsatı yakaladığım onlarca şirkete dayanarak şöyle verebilirim: Eğer çalışanlar ortaya iyi iş çıkarırken işin sürdürülebilirliğini atlıyor ise kısa dönemde elde edilen tüm artılar, uzun dönemde şirkete eksi olarak dönmeye başlamaktadır.
Sürdürülebilirlik konusu şirketlerin gün sonunda iyi bir işi ortaya çıkarmasından bile daha kritik düzeyde yer almasına rağmen, ne yazık ki her zaman gereken önemin verildiğini söylemek zordur. Sürdürülebilir olmak bir işin standartlarını oluşturmak, verilere dönüştürülmesi ve bu sayede analiz edilebilir, denetlenebilir ve iyileştirilebilir bir özellik kazanması demektir. İşlerin standartlarının oluşması sayesinde işi yapanların yedeklenebilmesi sağlanabilir. Aynı şekilde yapılan işin verilerine ulaşabilir olmak ile de yönetebilmek ve geliştirebilmek mümkündür. Her iki unsurun sonucunda istenen sürdürülebilirliğin sağlanması için şirket yazılı hafızasını güçlendirici doküman ve kayıtların yer alması şarttır.
Birçok şirkette “yıldız çalışan” olarak tabir edilen ve ortaya koyduğu işler ile şirkete para kazandıranlar bulunur. Bu çalışanları incelediğinizde bazı ortak özelliklerin ön plana çıktığını görürsünüz. Yıldız çalışanlar özellikle diğer çalışanlardan farklı ve değerli içerikler üreten, şirkete ilkleri yaşatan, çoğu zaman diğer çalışanlardan daha fazla emek harcayan kişilerdir. Ayrıca ürettikleri işler sayesinde şirkete gözle görülür bir başarı da sağlarlar. Tüm bu özellikler ile ebette şirkette yıldız çalışanların artması istenir ve bu yönde teşvikler sağlanır. Örneğin yıldız çalışanların belli düzeyde özerkliği, diğerlerinden ayrışan maddi getirileri ve diğerlerini etkilemeye yarayan güç alanları vardır. Bu sayede diğer çalışanlara da örnek olması sağlanır. Ancak, yıldız çalışanlar da ürettikleri iyi işlerin niteliğine göre sınıflandırılmalıdır. İşte bu sınıflandırmaya yarayan nitelik ise ortaya konan işin şirket için sürdürülebilir olma özelliğidir. Eğer yıldız çalışanınızın ortaya koyduğu işe ve sadece gün sonunda getirdiği paraya odaklanıyorsanız yanlış yoldasınız demektir. Çünkü iş ve para günün birinde o çalışan ile birlikte başka bir şirkete (muhtemelen en büyük rakibinize) gidebilir. Böylesi bir riskin sadece günlük/belli bir dönemlik kazanımlar dolayısıyla görmezden gelinmesi ise en basit tabir ile şirketler için intihardır.
Danışmanlık çalışmalarım içerisinde şirkete yenilikçi çözümler getiren, yeni ürün/hizmetler üretilmesini sağlayan, büyük müşteriler bağlayan, çok büyük satışlar yapan yıldızlar gördüm. Birçoğunun ise işi ortaya koyarken şirkette kalıcı bir sisteme dönüşecek ve sürdürülebilir olacak bir sistem yaratma çabasında olmamasına rağmen patronun veya yöneticinin müdahale etmeyebildiğini de gördüm. Bazen sadece sonuca odaklanmak ve gün sonundaki kazancı görmek, resmin bütününü kaçırmamıza neden olabilir. Sonucu ortaya çıkaran kanalların şirketimiz için sürdürülebilirliğini gözden geçirmek ve kazançların uzun dönemli olup olmadığını test etmekte fayda vardır. Bu bakış açısı ile çalışanlara bir daha baktığımızda ise aslında bazılarının gerçek yıldız olduğunu, bazılarının ise şirketimizi uçuruma süren sahte yıldızlar olduğunu idrak edebiliriz.
