Kurumsallaşma Sonsuz(Nokta)Sıfır

Hepimiz için yaşam döngüsü aynıdır; doğar, büyür, olgunlaşır, yaşlanır ve zamanımız geldiğinde ölürüz. Kendimize ne kadar sağlıklı baktığımıza, birçok çevresel etmene ve kalıtımsal özelliklerimize göre bu süre uzun ya da kısa olabilir. Aslında şirketler için de yaşam döngüsü benzer bir süreç takip eder. Şirketler de kurulur, büyür, duraklama yaşar ve iş yaşamından silinir. Ancak, insanlar kadar şansız olmayan şirketlere yönelik olarak yaşam süresini daha fazla uzatabilecek formüller günümüzde rahatlıkla uygulanabilir haldedir.

Şirketlerin yaşam döngülerine ilişkin dönemleri incelediğimizde belli başlı dönüm noktaları olduğunu görebiliriz:

  • Kuruluş Dönemi

Şirketlerin kısıtlı sermaye ile işe başladığı ilk dönemini temsil eder. Bu dönemde tüm işler kurucunun tam hakimiyetiyle ve sınırlı insan kaynağına sahip olunarak yürütülür. Şirketin ismi, ürün ve hizmetleri henüz duyulmamıştır ve ilk öncelik pazarda tutunabilmektir.

  • Büyüme Dönemi

Büyüme dönemine giren şirketlerin ürün ve hizmetleri pazarda duyulmaya başlanmış ve talep görür hale gelmiştir. Bu sayede şirketin insan ve diğer kaynaklara olan yatırımları artmakta ve şirketin çıktı üretme kapasitesi yükselmektedir. Büyüme döneminde şirket kurucusu haricinde de işleri yöneten ve hakimiyeti artan yöneticiler yer almaktadır. Bu dönemde şirketin ürün ve hizmet çıktısı ile müşteri sayısının yanı sıra hizmet verdiği alanın da genişlemeye başladığı söylenebilir.

  • Olgunlaşma Dönemi

Şirketlerin bulundukları pazarda önemli bir pay sahibi olmayı başardıkları ve talebi karşılamak üzere insan ve diğer kaynaklar yönünden büyük bir yapı haline geldikleri dönemdir. Bu dönemde şirket içi işleyişin oldukça karmaşıklaştığı ve şirket kurucusunun takip ve yönetim işlevlerinde zorlanmaya başladığı görülür. Olgunlaşma dönemi aynı zamanda şirketlerin hizmet alanı olarak en geniş sınırlara ulaştığı dönemdir.

  • Düşüş veya Yenilenme Dönemi

Düşüş dönemine giren şirketlerde karmaşık yapının iyi yönetilememesi sonucunda şirket içi iş akışında verimsizliğin üst düzeyde olduğu görülür. Şirket kurucusu ve birçok yöneticinin işi takip edemediği ve sağlıklı kararlar alamadığı bir dönemdir. Şirkette müşteri şikayetlerinin, kalite problemlerinin ve kriz anlarının arttığı görülür. Böyle bir yapı içerisinde yönetim anlayışı günlük krizleri yönetmek ve aşmak üzerine kurulu hale gelmiştir. Şirketin satış cirosu aynı olsa dahi karlılığı azalmış ve finansal riskinin de artmış olabileceği düşünülebilir. Düşüş döneminde şirketlerin yenilik yapma yetkinlikleri azalmış, piyasadaki gelişmeleri yakalayamaz ve rakip faaliyetlerine karşı strateji geliştiremez hale gelmiş olduğu görülür.

Olgunlaşma döneminde başlayan şirket yapısındaki karmaşıklaşma hali içerisinde, yapısal çözümler üretilmeye başlanması ile şirketler düşüş dönemi yerine “Yenilenme Dönemi”ne geçebilirler. Yenilenme dönemi şirketlerin yaşam süresini uzatabilmeleri için en kritik anı ifade eder. Yenilenme dönemi başlayan şirketlerde yaşam döngüsü aynı şekilde devam ederek bir sonraki yenilenme veya düşüş anına kadar devam eder.

Şirketlerin yaşam döngüsü sürekli bir yeni meydan okuma ve kazanma/yenilme sonucu şeklinde devinim halindedir. Öyleyse şirketler için temel amacın “şirket ömrünü uzatmak” olduğu rahatlıkla söylenebilir. Her yenilenme dönemi ile birlikte yeni bir meydan okumaya girişilmesi ve galibiyet kazanılması esastır. Peki, şirketlerin yaşam süresini uzatmanın yolu nedir? Elbette bu sorunun cevabı en geniş kapsamda ve net bir şekilde “kurumsallaşma seviyesinin artırılması” olarak verilebilir.

Her şirket, yaşam döngüsünde bulunduğu dönemle uyumlu olarak belirli bir kurumsallaşma seviyesine sahiptir. Bu seviye kimi şirket için yüksek, kimisi için ise daha yolun çok başında olarak ifade edilebilir. Unutulmaması gereken nokta ise şirketler için kurumsallaşmanın bir sonu olmadığıdır. Öyle ki, yeterli düzeyde kurumsallaştığını ve yeni bir uygulamaya gereksinimi olmadığını iddia eden her şirket belirli bir süre sonra “düşüş dönemi”ne girmeye aday demektir. Dolayısıyla kurumsallaşma bir sonuç değil, bir süreç ve hiç bitmeyen bir gaye olarak görülmelidir.

Kurumsallaşma seviyesini artırmak üzere yola çıkan bir şirketin yenileme dönemine girebilmesi için gerekli olan temel düzeydeki geliştirmelerin neler olduğunu ilk yazımızda (Başlangıç: Kurumsallaşma Temelleri) sıralamış ve sonraki yazılarda da her bir kriterin üzerinde detaylıca durmuştuk. Bu kriterlerin her biri şirketlerin kurumsallaşma alt yapısını oluşturabilmesi için olmazsa olmaz entegre yapılardır.

Bu kriterlerin neler olduğunu kısaca hatırlatmakta yarar vardır:

  • Stratejik Planlama
  • Organizasyonel Yapılanma
  • Vizyoner Liderlik Tarzı
  • Yenilikçi Şirket Kültürü
  • Kurumsal Çalışan Yapısı
  • Gelişmiş Yazılı Hafıza

İşletme yönetiminde birçok farklı işlev günün koşullarına ve birazda moda olan kavramlara uygun olarak sürekli güncellenmektedir. Son dönemde yaygın olarak tartışılan Endüstri 4.0 ve bu konuyla birlikte geliştirilen Satış 4.0, Lojistik 4.0, Pazarlama 4.0, Eğitim 4.0 gibi kavramlar belirli bir dönem sonra tekrar güncellenmeye ihtiyaç duyacak ve içeriği tamamen değişecektir. Ancak, kurumsallaşma kavramı içerisinde bulunan temel gereksinimler ve kurumsallaşma seviyesinin sürekli artırılması zorunluluğunun değişmesi veya başka bir forma dönüşecek şekilde güncellenmesi söz konusu değildir. Bu nedenle, diğer tüm 3.0, 4.0 ve benzeri uygulamaların aksine kurumsallaşmayı en iyi şekilde  “Sonsuz(nokta)Sıfır” olarak tanımlayabiliriz. Kurumsallaşma temel kriterleri ve sürekli gelişim beklentisi ile sonu olmayan bir yolculuktur.

Peki, iş dünyasının bu kadar hızlı bir devinim içerisinde olduğu ve şirketlere ait tüm işlevlerin sürekli olarak güncellendiği bir ortamda kurumsallaşma kavramının hiç değişmemesi mümkün müdür? Bu soruya verilebilecek en iyi cevap, kurumsallaşma alt yapısının gerektirdiklerini tam olarak uygulamanın zorunlu olmasının yanı sıra mevcut dönemin şartlarına uygun olarak “pekiştirici uygulamalar”ın da yer alması gerektiği söylenebilir. Başka bir ifadeyle, iş yaşamının beslendiği dışsal tüm etkiler (teknolojik, sosyo-ekonomik, politik vb.)  göz önünde bulundurularak kurumsallaşma temellerinin yanı sıra şirketlerin edinmesi gereken bir dizi değişebilir/güncellenebilir uygulamalar da bulunmalıdır. Günümüz koşulları ele alındığında şirketlerin kurumsallaşma seviyesine pozitif katkıda bulunabilecek uygulamaları şöyle sıralayabiliriz:

  • Çalışan Odaklı Şirket Olmak
  • Teknolojiyle Tam Entegre Şirket Olmak
  • Süreç ve Risk Yönetimi Uygulamak
  • Toplumsal Fayda Sağlamak
  • Sosyal Şirket Olmak

Gelecek yazılarda yukarıda yer alan her bir kriteri derinlemesine inceleyecek ve kurumsallaşmaya katkı sağlayacak bu uygulamaları tartışacağız.

112

Kurumsallaşma Sonsuz(Nokta)Sıfır” üzerine bir yorum

  1. Geri bildirim: Kurumsallaşma Sonsuz(Nokta)Bir: Çalışan Odaklı Şirket Olmak-1 – Ahmet Emre Aköz

Yorum bırakın