Bir önceki yazımızda kurumsallaşma seviyesini yükseltmek isteyen her şirketin çalışana dokunabilmesi gerektiğinden bahsetmiştik. Çalışana dokunabilen ve olumlu etkiler yaratan şirketlerin, yine çalışanlar tarafından ortaya konulan çıktılarının da gelişebileceği açıktır. Öyleyse ortaya koyulan ürün, hizmet, bilgi ve iletişim (şirket içi / dışı) çıktısının gelişimini sağlamak üzere çalışan odaklı şirket olma zorunluluğunu kabullenenler ile yazıya devam edebiliriz.
Kuşkusuz herkesin kabul edeceği bir gerçek vardır ki, mutlu çalışan şirketine bağlı olan ve müşterisini de mutlu eden çalışandır. Bu doğrultuda çalışan odaklı yaklaşımların da sadece çalışanı mutlu etmek üzerine kurulduğu düşüncesi yanlıştır. Elbette, hiçbir şirkette tüm çalışanları %100 oranında mutlu etmek mümkün ve gerekli değildir. Çalışan memnuniyeti uygulamaları konuya tek taraflı (çalışanın şirkete bakışı) analiz edilmesini sağlarken, çalışan odaklı uygulamalar ise konuya birden çok taraftan bakılmasını sağlar.
Çalışan odaklı şirket olabilmek için öncelikle hissedarlardan başlayarak tüm şirketin çalışanlara bakış açısının değiştirilmesi önemlidir. “Personel Yönetimi” olarak kurulan departmanlar daha sonradan “İnsan Kaynakları Yönetimi”ne ve günümüzde ise “İnsan Değerleri Yönetimi”ne doğru evrilmektedir. Bu değişim bize şirketlerin çalışanlara sadece bir kaynak olmaktan ziyade bir “değer” olarak bakılmaya başlandığını gösteren somut bir örnektir.
Çalışan odaklı şirketlerin konuya çok yönlü bakmasını sağlamak üzere üretilen çıktılarda istenen nitelik ve niceliğin, onu ortaya çıkaran çalışanlar nezdinde gelişim sağlanarak iyileşme kaydedilebileceği bilinmelidir. Bu kapsamda günümüzde en bütüncül yaklaşım sunan uygulama ise “Çalışan Deneyimi” uygulamalarıdır. Çalışan deneyimi, çalışanın fiziksel ve duygusal olarak şirket içerisindeki yolculuğunu en doğru şekilde tarif etmek üzere yapılan analizler ve iyileştirmeleri ifade eder. Dahası, çalışanın şirket dışında da yaşadığı deneyim ve etkileşimin şirkette yarattığı doğrudan ve dolaylı etkileri de bir bütün olarak incelemeyi sağlar. Çalışan deneyimi elbette günümüzde İnsan Kaynakları Departmanları’nın değil, ilgili tüm yöneticilerin de gereken bilince sahip olması ile uygulanabilir.
Çalışan deneyimi uygulamaları ile şirkete dair organizasyon yapı, yönetsel iklim, şirket kültürü, iletişim dokusu, fiziksel koşullar, iş akışı, işi yapma biçimleri, kural ve prosedürlerin beklentilerinin çalışanların günlük iş yaşamlarındaki yolculuğunda nasıl etkiler bıraktığı analiz edilir. Söz konusu tüm yapıların çalışanların deneyimlerinde daha olumlu etkiler yaratabilmesi ve böylelikle elde edilen çıktıların da iyileştirilmesi hedeflenir.
Çalışan odaklı şirketlere dönüşebilmek için yukarıda bahsedilen tüm kriterlerin çalışan deneyimine etkisini ölçmek zorlu ancak şirketlerin gelişimi için gerekli bir yeni meydan okumadır. Şirket olanakları dahilinde çalışan deneyiminde sağlanabilecek tüm geliştirmelerin aynı zamanda çıktıların değerinde de iyileştirme sağlayacağı bilinmelidir. Peki, çalışan deneyimi nasıl geliştirilebilir? Bu sorunun yanıtı birbiri ile entegre olarak hayata geçirilmesi gerekli olan farklı yapıların uygulanması ile mümkündür:
- Kurumsallaşmaya ve çalışanların şirket içerisinde yükselmesine olanak sağlayan Organizasyon Şema tarif edilmesi.
- Yetki ve sorumlulukları net olan görev tanımları oluşturulması ve uygulanabilmesi.
- Bireysel bazda ve şirket stratejileri ile bütünleşmiş Kariyer Planlama çalışmalarının uygulanması.
- Kişileri şirkete ve kültüre en kısa sürede adapte etmeye olanak sağlayan Oryantasyon Uygulamaları’nın geliştirilmesi.
- Çalışanların yetkinliklerinin gelişimine odaklı Eğitim Sistemi’nin kurulması ve bireysel gelişim hedeflerinin ön planda olduğu Performans Değerlendirme Sistemi’nin oluşturulması.
- Adil yönetim anlayışının geliştirilmesi için adaletsizlik algısını yaratan tüm unsurların gözden geçirilmesi.
- Şeffaf ve kararlara katılım anlayışının geliştiği bir yönetim tarzının sergilenmesi.
- Fiziksel çalışma şartlarının şirket olanakları dahilinde geliştirilmesine özen gösterilmesi ve bu yönde oluşturulan planların çalışanlar ile paylaşılması.
- Çalışanların şirket içerisinde ne kadar saat geçirdiğinden ziyade, şirkete ne katma değer sağladığının analiz edilmesi.
- Yürürlüğe girecek tüm kural, prosedür ve iş akışının öncelikle çalışan deneyiminde yarattığı izlerin ve buna bağlı olarak çıktıların değerinde yarattığı katkının ölçülmesi. İş yapma biçimlerinde yapılacak her bir değişim için öncelikle çalışan odaklı bilinçlendirme ve bilgilendirme eğitimlerinin sağlanması.
- Çalışanların özel yaşam kalitesini artırmaya yönelik analizlerin ve uygulamaların gerçekleştirilmesi.
- Yenilikçi kurum kültürünün güçlendirilmesi. Çalışanların ana sorumlulukları haricinde şirkete katma değer sağlayacak ve kısıtlı-özerk alanlarının oluşmasını sağlayacak projeler üretmelerinin sağlanması.
- Çalışanların farklı hobilerine yönelik geliştirilecek uygulamalar ile şirket içi – iş dışı faaliyetlerinin artırılması.
- Şirket içi Teşekkür Sistemi kurularak çalışanların ve departmanların birbirilerine sağladığı yararlar için teşekkür etmesinin ve ödüllendirilmesinin sağlanması (Yatay Ödüllendirme Sistemi).
- Toplumsal fayda sağlayan uygulamalar ile çalışanların şirket haricinde de fayda sağlayabilecekleri ortamların geliştirilmesi.
Çalışan odaklı şirketler yönetsel, organizasyonel ve kültürel açıdan bir bütün olarak atılan tüm adımlarda çalışana nasıl dokunabileceğini öğrenmeye istekli yöneticiler ile var olabilir. Kurumsallaşmanın yeni nesil gereksinimleri içerisinde insana “değer” olarak yaklaşan, deneyimlerini iyileştiren ve gelişimini sağlayan şirketlerin bir adım öne geçebileceği unutulmamalı ve bu uygulamaların ülkemizde de yaygınlaşmasının ne derece kritik olduğu tüm şirketler tarafından bir kez daha düşünülmelidir.

Geri bildirim: Kurumsallaşma Sonsuz(Nokta)Dört: Sosyal Şirket Olmak – Ahmet Emre Aköz